Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır... Özgür Sarı ÖZGÜR SARI



Özgür Sarı ~~HOŞGELDİNİZ~~

ölümler vardı öldüm, ateşler vardı yandım
bir yanardağ gibi içimden dünyanın yüzüne karşı
içimden aşkların, inançların yüzüne karşı
ihanetle öpüştüm, yazgıma küstüm
öpüştüm ölümlerle, vuruldum düştüm
yapraklar sallanıp dururken ağaçlarda
içimde yarım kalmış bir orman

yağmurlar vardı, hepsini yağdım
ne beklenen gelendi ne gelen beklenendi
devrildim sabrın tehditkâr kabzasıyla
uygarlık yarım kaldı, dedim ey zerdüşt
ve yarım barbarlık da
ikisi de caymadı...
gökyüzü soldu
avuçlarımda gencecik bulutlar öldü
ardımdan sürüyerek getirdim kendi ölümü
alın dijital dünyanıza kadavra yaparsınız
içimde yarım kalmış bir orman
içimde yanmış kalmış bir orman...

kan bile ter ederken damarını, zamanlar an'larını
her aşk kendi masalını...

eddim, yapraklar mı terk eder ağaçlarını
yoksa ağaçlar mı yapraklarını?

dedim, kimse konuşmayacak mı artık
susuşlarını?
kimse...kimse toplamayacak mı çığlıklarını?

ve neden birbirinin yüzüne yaslamış herkes
kanlı mahcup bayraklarını?

yanıt yoktu...
çünkü soru yoktu, soru yoktu, soru yok!
dedim ey nüshasız aslım
be acıların hesabını veren yok; onları güneşe ser
onları güneşe ser, güneşe!
acı bu, herkes her yerde, o da güneşte çeker
sonra katlar dolabına koyarsın
arada bir çıkarıp ütülersin, anarsın
bu acılar başka ne işe yarar
bu başkalar hangi acıya yarar?

/devrilse de üstümüze şehir yarar
insana
acıtsa da kalbinizi şiir yanar
insana.../

yapraklar sallanıp dururken ağaçlarda
içimde yarım kalmış bir orman
içimde yanmış kalmış bir orman

kentli bir münzeviydim
virajlı harfler gibi yaşadım
ölümler vardı öldüm, ateşler vardı yandım
parlayıp yiterken kahrın alacasında
na çar bir gölgeydim şehrin uğultusunda
ve yalan bir müfreze hayatın ordusunda
nere dönsem iğretiydi bir yanım
ateş yanım, duman yanım, kül yanım
gelen yarım, giden yarım, ben yalım
yapraklar salllanıp dururken ağaçlarda
içimde yarım kalmış bir orman
içimde yanmış kalmış bir orman

ödeştim cehennemimle hiç dublör kullanmadan
boğuldu su, yenildi aşk, çürüdü devlet
içimde çok yanılmış bir orman
içimde çok yanılmış bir orman...

Yılmaz Odabaşı

Etiketler:

p>

şiir1

p>

her roman O'ndan söz ediyor, her çiçek O'nu açıyorsa
bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve
gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,
eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O'nu tuşluyor,
dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız
mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor,
vitrindeki her giysiyi O'na yakıştırıyor,
konuşan birini dinlerken keşke O anlatsa diye iç geçiriyorsanız,
kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü
özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu,
hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız
O'nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse, ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse,
gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;
bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O'nun yüzü suyu hürmetine,
uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa,
dışarıda yer yerinden oynuyor ve içeride bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa,
nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız
ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız
kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa
ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa
bu yüzden her daim geceyarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı,
bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa.
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve
siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
Demek ki seviyorsunuz!...

Tamamını Okumak İçin

Can DÜNDAR / Öyle Bir İlişkiye

Etiketler:

p>

şiir1

p>

şiir1

p>

çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
çok eşyan olmayacak mesela evinde.
paldır küldür yürüyebileceksin.
ille de bir şeyleri sahipleneceksen,
çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin,
güneşi, ayı, yıldızları...
mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"o benim" diyeceksin.
mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
mesela gökkuşağı senin olacak.
ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
mesela turuncuya, ya da pembeye.
ya da cennete ait olacaksın.
çok sahiplenmeden,
çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın. ucundan tutarak...

Can Yücel

***************


Bu yazıyı çok seviyorum, hayata bağlıyor beni, bi köşemde saklı duruyor, bugünkü gibi moralim bozuldukça okuyorum, sanki zorluklar daha katlanılabilir oluyor, acılar o denli sızlatmıyor içinizi.

Özellikle "hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın." çok güzel bir söz, birşeylere ait olmamak, bağlanmamak çok zor, hatta ben hiç yapamam ama sanırım insan sahiplenmeden yaşamayı öğrenmeli. Çünkü en büyük acıyı sahip olduklarınızı yitirdiğinizde yaşıyorsunuz.

Etiketler:

p>

şiir1

p>

şiir1

p>