Zorlu bir bayram yolculuğunun ardından varılan Denizli, oldukça hareketli geçen günler, ilk günün sabahı varabildim zaten, doğru dedemlere gittik, öğlene kadar oradaydık, gelenlerle bayramlaşma safhası, sonra da geçen seneden beri gidemediğim köy, geceye kadar uzun bir ev dolaşması, gece yarısı döndük evimize, ve uzun aylardan sonra ilk gecem evimde.
Ve işte 2. gün, yani düğün günü, sabah erken kalkma, düğün yemeğine gidiş, bayram nedeni ile pek de kalaba değildi yemek, garsonlar da izinli olunca, biz dağıttık yemekleri saatlerce ayakta, sonra süslenme zamanı ve tabii ki bayanların kuaförü, önce kısa bir servisçilik yaptım onlara, sonra geri aldım kuaförden, ve en güzel vakit "gelin alma konvoyu", sıra sıra arabalar gelin almaya gittik, meşakatli bir turdan sonra döndük eve, takımları giyip doğru düğün salonuna, geceye kadar oyun, eğlence :P dans :).
Komik oluyor yerel düğünler, org başında bir adam, müzik dediğinde ne anladığı meçhul, çoğu kasetten onlarca iğrenç şarkı, ve orga kaydedilmiş tanıdık her düğünde çalan müzikler. İşin ilginci her tür oyun havasını çalarlar sırası ile, yerelmiş değilmiş hiç önemi yok. Müzikten ne anladığı meçhul dedim ya, arkadaş dans müziği olarak bizlere "veda busesi"ni çaldı, büyük ihtimal başkasını bilmediğinden, ama el insaf ya hu, zaten çoğunu kasetten çalıyorsun, koy bir dans şarkısı daha, iğrenç melodileri geçtim, veda busesi düğünde nedir ya hu?!?
ilginç bir düğün oldu, yok ilginç derken gülünki gibi 1000 misafire 4000 polis olduğu için değil ya da metro seferlerindeki polis
korumaları ile gezdirilen makinistlerden dolayı da değil, ilk kez yakınen tanımadığım bir eşi olacaktı evlendirdiğimiz akrabamın. Şöyle ki biz erkek tarafıyız burada ve ben gelin tarafından bihaberdim, iyi ki de öyleymişim, mümkünse hiç de haberdar olmayayım, ve sanırım ilk kez de bir yakın akrabalarım ile oturup kalkmayacağım pek.
Gelin hanımın abisi ve bir bölük tayfası var, kendilerine ilginç isimler takan, bizim ise kısaca odun dediğimiz, ve onlarcasının ancak bir yarım akıl edebildiği için beraber gezdiği, arada ulayan, bir sürü berduş, babaları desen, odun misli odun, bağırları bir karış açık, yakalar göğe bakan, simsiyah giyinip beyaz çoraplarla ben burda odunum diyen tipler, ha birde ellerinde parlayan, karanlıkta kaybolursak kolay bulsunlar diye kendini belli eden tesbihler, toplu alınca indirim yapılmış sanırım, herbirinin elinde vardı. Odun dediysem, çevrenizdeki ağaçlara bakmayın sakın, öyle orman gibi kardeşçesine yaşanılan, bunlar ayrı bir odun, işlenmesi mümkün olmayan.
Sade bir düğündü aslında, öyle arap tayfaları gibi şatafatlı değil, padişahlardan kalma gösterişlere de sahip değildi, kimbilir ortaya saçılacak fazla paralarının ya da kıçından petrol fışkıran şeyhlerin altına yatmadıklarındandır, ben söylemiştim aslında onlara, en azından üç beş kişi çarşaf giyseydi 3-5 polis ve belediye tayfası da gelirdi ama olmadı işte, başka düğünlere gitmişlerdir belki de.
Etiketler: düğün
p>-
<$Yorum Gönder