Bu arada elbette Scarlett Johansson'a (filmde : Nola Rice) değinmeden geçemeyeceğim, güzelliğine ayrı bir dişilik katmış filmde. Bakışları ile filmde kendi sözü olan "ablam güzeldir, ancak ben seksiyim"i özetliyor. Bir diğer başrol oyuncusu, Jonathan Rhys Meyers (filmde : Chris Wilton) da süperdi aslında, tedirgin durumlardaki soğuk bakışları, arada kalışlardaki heyecanlı tavırları hoştu. Ancak bir dikkatimi çeken unsur da sevişme sahnelerinde Chris Wilton'ın elini ayağını nereye koyacağını bilememesi, heyecandan terler dökmesi, bir yandan Nola'nın ders verircesine sevişmesi, bana geçmiş zamanları, Temel İçgüdü (elbette ilk film) ve Sharon ablamızı (teyze mi desem!) hatırlattı.
Filmin sonundaki yüzük dokundurması, polisin olayı çözmüşcesine heyecanı ayrı bir güzeldi.
Film yer yer Closer'ı anımsattı (belki aynı hafta içinde izlemiş olmanın da etkisi vardır...), elbette benim için kimse Clive Owen'ın yerini tutamaz ama hikaye dokundurmalar dışında benzeşiyordu, ancak iki filmi de ayrı kefede değerlendirince, karakterlere oyuncu seçimleri tam oturmuş. İkisini de çok çok keyif alarak izledim...
// Bundan sonra sık sık film yorumu yazmakta kararlıyım, bu konuda iddialı olmasam da , sık sık film izlediğim için (haftada 5 ile 10 arası ortalama) bunları paylaşmak zevk olacak :P : ))
-------------------------------
Uğurlar Olsun

Etiketler: Film
p>
<$hiç sevmem match point i. scarlet johansson da yaşıyla alakası olmayan bi gereksizlikte seksiliğe meyilli. oysa ki biz onu lost in translation ve inci küpeli kızdaki masum haliyle sevmiştik.
closer ayrı bişey. sadece clive owen ve nathalie portman için bile izlenir.$ p>