Bu nasıl iş ya hu, Ocak bitiyor, bahar gibi hava gitti buz gibi kışla başbaşa kaldık :S
İşyerine gidene kadar bile donuyor insan, böyle olunca ne öğlenleri ne de akşam birşey yapası gelmiyor insanın. En kötüsü de bu ani soğumanın haftasonuna doğru denk gelmesi, hep de böyle oluyor, hafta içi güneşli bir bakarsın haftasonu yağış, şimdi de soğuk :/
Bu haftasonu için güzel bir plan var henüz gerçeklik kazanmamış, ki zaten gerçeklik kazansa plan olmaz artık, olmuş bitmiş yaşanmışlık olur o, yanlış oldu, şöyle diyelim o zaman henüz kesinleştirilmemiş :))
Film izlemeye davetliyim, hem de 106 ekran hep şu istediğim plazmada :)) gerçi artık benim bir ses sistemim var, onlarınkinin küçük vızıldamasında zevki çıkmaz ama olsun, benim ses sisteminin yerini tutması şart değil :P
Artık bizdeki film günleri, parliament sinema geceleri mazi olduğuna göre :)) teklif değerlendirilmeye değer.
Elimde de açılmamış bir sicilya şarabı var saklı ama götürsem mi bilemiyorum :/
Hayat bu belli olmaz, aniden umulmadık bir güzellik çıkarıverir, sakladığım onca zamandan sonra içilmiş olmasına yanarım, o çıkabilecek güzelliğe saklamaya devam mı, yoksa bayram dönüşü getirdiğim Çal (Denizli) ev şaraplarını teras keyfine götürdüğüm gibi onlara mı götürsem :S
Bilemiyorum, diyorum ya zor karar, hep zorluk var hayatta, nasıl karar vereceğim şimdi ben :D
Hayatta var hep bir hüzün,
Özdemir Asaf'ın dediği gibi :(
"...
gözüme ilişiyor, kulağıma ilişiyor,
görmemezliğe geliyorum,
duymamazlığa geliyorum,
düşünmüyorum, öteye itiyorum
damlamıyorum.
..."
İşyerine gidene kadar bile donuyor insan, böyle olunca ne öğlenleri ne de akşam birşey yapası gelmiyor insanın. En kötüsü de bu ani soğumanın haftasonuna doğru denk gelmesi, hep de böyle oluyor, hafta içi güneşli bir bakarsın haftasonu yağış, şimdi de soğuk :/
Bu haftasonu için güzel bir plan var henüz gerçeklik kazanmamış, ki zaten gerçeklik kazansa plan olmaz artık, olmuş bitmiş yaşanmışlık olur o, yanlış oldu, şöyle diyelim o zaman henüz kesinleştirilmemiş :))
Film izlemeye davetliyim, hem de 106 ekran hep şu istediğim plazmada :)) gerçi artık benim bir ses sistemim var, onlarınkinin küçük vızıldamasında zevki çıkmaz ama olsun, benim ses sisteminin yerini tutması şart değil :P
Artık bizdeki film günleri, parliament sinema geceleri mazi olduğuna göre :)) teklif değerlendirilmeye değer.
Elimde de açılmamış bir sicilya şarabı var saklı ama götürsem mi bilemiyorum :/
Hayat bu belli olmaz, aniden umulmadık bir güzellik çıkarıverir, sakladığım onca zamandan sonra içilmiş olmasına yanarım, o çıkabilecek güzelliğe saklamaya devam mı, yoksa bayram dönüşü getirdiğim Çal (Denizli) ev şaraplarını teras keyfine götürdüğüm gibi onlara mı götürsem :S
Bilemiyorum, diyorum ya zor karar, hep zorluk var hayatta, nasıl karar vereceğim şimdi ben :D
Hayatta var hep bir hüzün,
Özdemir Asaf'ın dediği gibi :(
"...
gözüme ilişiyor, kulağıma ilişiyor,
görmemezliğe geliyorum,
duymamazlığa geliyorum,
düşünmüyorum, öteye itiyorum
damlamıyorum.
..."
Etiketler: özdemir asaf
Bir gezmeliktir hayat Ortaköy'de, sırtındaki yükleri başkasına yükler, bitirirsin gezmeyi...
Güzeldir hayat Ortaköy sahilinde, gözler içini yakar gibi bakmaz gözlerine, kalabalıkta bakışlar kaybolur, geçmişin utançları çıkmaz su üstüne, derinliklerini yitiririr sözler kalabalığın gürültüsünde.
Dost kucağına benzer Ortaköy sahilinde su sesi, dalgalar yanaklarını okşar gibi çarpar kayalara, uzaktan onlarca müziğin sesi karışarak gelse de kulaklarına, birine konsantre olur, onda bulursun kendini, geçmişini, geleceğini...
Kalabalık göz yaşlarını siler insanın, evinde bir başına ağlamak gibi değildir dalga sesleri eşliğinde hıçkırmak.
Hayata kahredersin, geçirdiğin seneler çay bahçesinde içtiğin acı çay kadar yakmıştır boğazını, zorla yudumlarsın çayı, hayat bir tokat daha atar.
Üzülürsün vesselam, binaların karmaşasından kurtulmuş olmak, denizin üzerinde uzun ve kesintisiz bakışlar atabilmek karşıya, karanlık daha bir çöker içine.
Hüzün de üzerinde yanan sokak lambaları gibidir, bütün gece kesintisiz başındadır, sonra çeker gider, uğramaz gün boyu, bir daha sen onun yanına gidene dek.
Vefasızdır yani, sokak lambası, sen bir daha gitmesen yanına, ömür boyu gelmez sana, gittiğinde bile tanımamazlıktan gelir önce, herkes gibi davranır sana, hatta herkesten az aydınlatır seni. O da hayrandır aşıklara, önce çiftlere verir aydınlığını, sonrasında kalırsa geriye, sana gelir sıra.
Ayağa kalkana kadardır hüzün, Ortaköy'de. Önemli olan ayağa kalkmasını bilmektir, kalabalıkta kaybolur dertler, yol boyu yürüdükçe adım adım, azalır erir gider. Ne yaz ne kış farkeder, ilaçtır bünyeye.
Yine dönüp geleceğin dört duvar olsa da yolun sonu, o heyecanı yaşamaya değer Ortaköy'de geceler...
Güzeldir hayat Ortaköy sahilinde, gözler içini yakar gibi bakmaz gözlerine, kalabalıkta bakışlar kaybolur, geçmişin utançları çıkmaz su üstüne, derinliklerini yitiririr sözler kalabalığın gürültüsünde.
Dost kucağına benzer Ortaköy sahilinde su sesi, dalgalar yanaklarını okşar gibi çarpar kayalara, uzaktan onlarca müziğin sesi karışarak gelse de kulaklarına, birine konsantre olur, onda bulursun kendini, geçmişini, geleceğini...
Kalabalık göz yaşlarını siler insanın, evinde bir başına ağlamak gibi değildir dalga sesleri eşliğinde hıçkırmak.
Hayata kahredersin, geçirdiğin seneler çay bahçesinde içtiğin acı çay kadar yakmıştır boğazını, zorla yudumlarsın çayı, hayat bir tokat daha atar.
Üzülürsün vesselam, binaların karmaşasından kurtulmuş olmak, denizin üzerinde uzun ve kesintisiz bakışlar atabilmek karşıya, karanlık daha bir çöker içine.
Hüzün de üzerinde yanan sokak lambaları gibidir, bütün gece kesintisiz başındadır, sonra çeker gider, uğramaz gün boyu, bir daha sen onun yanına gidene dek.
Vefasızdır yani, sokak lambası, sen bir daha gitmesen yanına, ömür boyu gelmez sana, gittiğinde bile tanımamazlıktan gelir önce, herkes gibi davranır sana, hatta herkesten az aydınlatır seni. O da hayrandır aşıklara, önce çiftlere verir aydınlığını, sonrasında kalırsa geriye, sana gelir sıra.
Ayağa kalkana kadardır hüzün, Ortaköy'de. Önemli olan ayağa kalkmasını bilmektir, kalabalıkta kaybolur dertler, yol boyu yürüdükçe adım adım, azalır erir gider. Ne yaz ne kış farkeder, ilaçtır bünyeye.
Yine dönüp geleceğin dört duvar olsa da yolun sonu, o heyecanı yaşamaya değer Ortaköy'de geceler...
Yeni ses sisteminde :P ayrı bir tatlı şarkılar :) odanın her köşesine aynı ses seviyesinde gelince şarkılar, ayrı bir iç acıtıcı oluyorlar :D
bu aralar iki favorim var, nostalji halleri diyorum bu zamanlarıma, biri iki üç ayda bir favorilerim arasına giren "Sensiz saadet neymiş" (geçen haftanın top 10 i arasında Sorma Ne Haldeyim vardı)
ve ikincisi
Olsun bana seninle geçen yıllarım yeter
Nasıl olsa herşeyin zamanla sonu yok mu
Ömür dediğimiz şey küsecek kadar çok mu
Dediler ki gün gelir unuturmuş gidenler
Olsun bana aşk dolu geçen yıllarım yeter
Nasıl olsa herşeyin zamanla sonu yok mu
Ömür dediğimiz şey küsecek kadar çok mu
Bilge Özgen - Hicaz
öyle işte...
bu aralar iki favorim var, nostalji halleri diyorum bu zamanlarıma, biri iki üç ayda bir favorilerim arasına giren "Sensiz saadet neymiş" (geçen haftanın top 10 i arasında Sorma Ne Haldeyim vardı)
ve ikincisi
***
Dediler zamanla hep azalırmış sevgilerOlsun bana seninle geçen yıllarım yeter
Nasıl olsa herşeyin zamanla sonu yok mu
Ömür dediğimiz şey küsecek kadar çok mu
Dediler ki gün gelir unuturmuş gidenler
Olsun bana aşk dolu geçen yıllarım yeter
Nasıl olsa herşeyin zamanla sonu yok mu
Ömür dediğimiz şey küsecek kadar çok mu
Bilge Özgen - Hicaz
öyle işte...
Yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl herkese kutlu olsun :)
ilginç bir yıl başlangıcı oldu, daha önce hiç gitmediğim Bursa'da, daha önceden tanımadığım 14 kişi ile :P yeni yıla merhaba dedik...
Yılın son günü feribotla koşturmalı bir gidiş yaşadım Bursa'ya, iskeleden sonra 2U ile Uludağ Üniversitesi oradan da Görükle :P Ve arkadaşların evi :))
Güzel bir fasıl, kötü bir dansöz :P, eğlenceli bir geceydi, geç saatlerde dönülen ev :P bir sürü hafif sarhoş :)) Uzun bir uyku...
Öğlen ile beraber kahvaltı yaptık ve sonunda Bursa gezmesine başladık.
Tophane güzelmiş, Ulu Camii, Yeşil Camii ya da Türbe idi sanırım :P, İskender :P, Çınar Pastanesi :D veee en güzeli Irgandı Köprüsü, bu köprü çarşılı bir köprü, yani üzerinde dükkanlardan oluşan bir çarşı var ve dünyada bunun 4 örneği mevcut sadece (ayrıntılı bilgi için). En önemlisi de bu dörtlünün en eskisi Bursa'da bulunan Irgandı Köprüsü. 1442 de yapılan köprü, 1800lerde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında hasarlar görmüş ve günümüzdeki halini alması için restore edilmiş.
Sevdim Bursa'yı, gerçi çok da gezebildiğim söylenemez, daha görecek çok yeri var ama gidilesi bir yer :)
Dün izlediğimiz : Jeux D'enfants
(cesaretin war mı aşka - love me if u dare)
filminden küçük bir alıntı :
Arkadaşlar gözlük gibidir.
Seni zeki gösterir,
ama kırılır ve sen de bıkarsın.
Şansın varsa, bazen de çok
harika gözlükler bulabilirsin.
Ben... benim Sophie'm vardı.
ilginç bir yıl başlangıcı oldu, daha önce hiç gitmediğim Bursa'da, daha önceden tanımadığım 14 kişi ile :P yeni yıla merhaba dedik...
Yılın son günü feribotla koşturmalı bir gidiş yaşadım Bursa'ya, iskeleden sonra 2U ile Uludağ Üniversitesi oradan da Görükle :P Ve arkadaşların evi :))
Güzel bir fasıl, kötü bir dansöz :P, eğlenceli bir geceydi, geç saatlerde dönülen ev :P bir sürü hafif sarhoş :)) Uzun bir uyku...
Öğlen ile beraber kahvaltı yaptık ve sonunda Bursa gezmesine başladık.
Tophane güzelmiş, Ulu Camii, Yeşil Camii ya da Türbe idi sanırım :P, İskender :P, Çınar Pastanesi :D veee en güzeli Irgandı Köprüsü, bu köprü çarşılı bir köprü, yani üzerinde dükkanlardan oluşan bir çarşı var ve dünyada bunun 4 örneği mevcut sadece (ayrıntılı bilgi için). En önemlisi de bu dörtlünün en eskisi Bursa'da bulunan Irgandı Köprüsü. 1442 de yapılan köprü, 1800lerde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında hasarlar görmüş ve günümüzdeki halini alması için restore edilmiş.
Sevdim Bursa'yı, gerçi çok da gezebildiğim söylenemez, daha görecek çok yeri var ama gidilesi bir yer :)
******
Dün izlediğimiz : Jeux D'enfants
(cesaretin war mı aşka - love me if u dare)
filminden küçük bir alıntı :
Arkadaşlar gözlük gibidir.
Seni zeki gösterir,
ama kırılır ve sen de bıkarsın.
Şansın varsa, bazen de çok
harika gözlükler bulabilirsin.
Ben... benim Sophie'm vardı.