Ortaokul - Lise yıllarımda 3-4 sene basketbol oynadım ve sık sık da Basketbol maçlarını takip ederim, ama şunu açık bir şekilde söyleyebilirim ki bu maç uzun senelerdir izlediğim en iyi maçtı ve özellikle de ilk yarıya sahip maç oldu, sadece Türk Basket Ligini kastedmiyorum, Uleb, Euroleague, tıpkı bir Panathinaikos - CSKA, Olympiakos - Wint. Barça maçı gibi geçti. Her Karşıyaka ve derbi maçında olduğu gibi çirkeflikler, tribün kirlilikleri yoktu, oyuncular da çok temiz maç oynadılar.
İbrahim kibar basketbolu, sade atışları ile oynardı, bu maçta çok daha konsantre ve hırslıydı, turnikelere bile gözü kapalı giriyordu, Mirsad hep bildiğimiz gibidir zaten ancak o hırsı genelde başımıza iş de açardı, bu maçta o da dengesini korudu. Efes'te Cüneyt Erden benim favori oyuncularımdandır, uzun sürelerdir çok beğenirim oyununu, yine çok iyi maç çıkardı, Grange sakatlıktan dönememiş halen anlaşılan, eskisinden uzaktı ancak iyi 3lükler kullandı, ve benim için en önemliler Semih ve Oğuz, Fenerbahçe'nin benle yaşıt genç oyuncuları, Euroleague'de de onları izlerken gurur duyardım, belki de Kambala'nın başına gelenlere sadece bunun için bile seviniyorum, belki bu maç oynamadı ama bir de Hakan Demirel var ikisine ek olarak.
Basketbol Türkiye'de altyapısı en gelişmiş spor dalı bence, en iyi eğitimi bu dalda verebiliyoruz, insanlar bilinçli, klasik Türkiye temelinden uzak bir görüntüsü var. Sadece hırs olarak değil, teknik beceride de üst düzeydeyiz, ki bu gelip geçici bir dönemlik bir başarı da değil bence, Avrupa Liglerinde üst düzey oynayan, devamlı ilk 5 çıkan oyuncularımız da bunun en basit göstergesi.
Bu maç için her iki tarafı da takdir etmek gerekiyor, Oktay Mahmudi en sevdiğim koçtur, Aydın Örs yaşı da gereği sükuneti ve soğuk tavırları ile sevemediğim bir koç ancak bu maçta ikisi de birer satranç oyuncusu gibiydi, devamlı değişiklikler oldu, ve bir ara maçı seyretmekten tezahürat bile yapılamadı.
p>
Bir de sana "güzel okuyucu" dedim, değil mi, nereden bildin güzel olduğumu diyecek olursan (ki lütfen de), bu yazıyı sabredip buraya dek okudun ya senden güzeli var mı..
Anlatmaya çalıştığım konuya dönersem, geçenlerde yeni bir ekran kartı aldım, bu da demek oluyor ki eskisi kalkacak tedavülden, elbette para gibi değil bu, kimse kullanmamazlık etmiyor tedavülden kalktı diye, onu verdiğim arkadaşım bilgisayarına taktı bile ancak kalktı işte benim için tedavülden, tıpkı cuma günü hediye almaya gidip kendime indirimden aldığım üç gömleğin yüzünden tedavülden kalkan eski mavi gömleğim gibi, bunu da biri kullanır mı bilmiyorum ancak o da kalktı işte tedavülden.
Keşke sadece bu eşyalar kalksa tedavülden hayatımda, ama öyle olmuyor işte, nasıl ki yeni akbil kartımı alınca eskisini gişe görevlisi bir hiç gibi kırıp attıysa ve tedavülümden kaldırdıysa, insanlar da öyle oluyor, ya birileri ya da ben kendim yitirtiyorum geçerliliklerini, yeni bir sürü insan giriyor hayatıma, kalabalıktan kalabalığa geçiyorum, eskileri bir bir uçup gidiyor.
Yarın liseden arkadaşlarımla buluşacağım, aslında evime misafir gelecekler, her Denizli'ye gidişimizde toplanırız onlarla 10 kadar kişi ancak biz lisede 10 kişi değildik ki, tam 24 kişi başladık oraya, diğerlerini kim kaldırdı tedavülden, kimse için mi geçerlilikleri kalmadı dersin, elbet birilerinin hayatına giriyorlar onlar da, ifade etmekten korktuğum da bu işin gerçeği, insanların hafızasında birer soğuk hayalete dönüyorum ama birçoğuna da hiç üzülmüyorum, çoğu zaten farketmeden oluyor, bazen de farklı oluyor, farkede farkede gidiyor, ellerimle kaldıracağımı biliyordum tedavülden, ortak bir tanıdığımız "hiç mi anılarınız yok, nasıl silinir bir insan böyle, acımasız olma" diyor, mavi gömleğimle hiç mi yoktu anılarım, neler yaşamadım ki onunla, Sultanahmet'e gittiğim bahar günü aniden başlayan yağmurda, bir o vardı üzerimde, sırılsıklam olurken ben bir o vardı yanımda, hem de hiç şikayet etmeden, çıkar beni demeden, o haketti mi kalkmayı tedavülden? Ne o, bir gömlekle eşdeğer değil mi insanlar, gömlek eskir insanlar eskimez mi, gömlek yırtılır gider insan yırtılmaz mı? evet belki bunları kıstas alırsak insanla eşdeğer değil, insan için geçerli değil bunlar, ama gömlek yıkanıp temizlenir, peki ya insan? Tamam belki kaldırdım onu tedavülden ama o sadece gömlek değil benim için, yenilerle aynı kefede değil, o "mavi ve en sevidiğim gömleğim", tedavülden kalksa da para gibi değerini yitirmiyor herşey, sen de öyle sıradan bir "aslım" değilsin o kadar...

p>
(olsa Henry Gale'i yakaladığında salmazdı herhalde).
Juliet flashbacklerdeki görüntülerde de Dharma ile çalışıyordu sanırsam, heryerde logoları vardı.
Ben ile Juliet bir iş çeviriyor yine :P, jack de kaldı others ile, bir süre kurtuluruz sanırım ondan :P
Locke nerede?
Alex'in erkek arkadaşına (Karl) izletilen video da neydi öyle..
Haa bir de Sun'ın hamile kalma olayı da benzer bir yöntem ile gerçeklendi sanırım, Juliet'in ablası gibi o da hamile kalamıyordu.
En azından bu sezon boyunca ara olmayacak artık, her perşembe (benim elime anca geçiyor :P) bana eğlence çıktı.
Bir de Lost'tan bağımsız, şu ara tatilde Denizli'ye gelince bol bol Tv izlyorum da, ne çok dizi çıkmış öyle, her akşam 3-4 tane var, biz lisedeyken (4 sene kadar önce) de izlerdik ama bu kadar değildi :P
Etiketler: Lost
p>
Ne mutlu kurtuluyorum, fazla bile sabrettim belki, ama son bir dönemim kala yine bu zavallı insanların oyunlarına geliyorum.
Yaptıklarını anlatmaya bile dilim varmıyor, insanların emeklerini böylesine hiçe saymalarına katlanamıyorum. Onların dahi akademisyen olduğu bu ülkede eğitmen olmak da istemiyorum, umarım bu seneden sonra hiçbiri ile tek işim dahi olmaz ve onlar için de ümit ediyorum ki bana işleri düşmez.
Bu eğitim satan kurumun alt sınıflardaki tüm öğrencilerine kolaylıklar diliyorum...
p>
Hakkımda
- Ben, hayat, geçmiş, gelecek...
- İstanbul, Türkiye
İzleyiciler